bazı yazılar

geçmişte kalanlar ve kalması gerekenler.

2 gündür içimde bir taş, tam 16 kilo. yüreğimin hemen üstünde, kalkmıyor. beni ne yerimden kıpırdatıyor ne yemek yediriyor ne de uyutuyor. bağırıyorum, çağırıyorum kalkmıyor. posterler hazırlıyorum, resimlerini asıyorum kalkmıyor. mumlar yakıyorum, yürüyorum kalkmıyor. çünkü katili hala dışarıda geziyor, yüzümüze bakıyor, meydanlarda konuşuyor… bulup kendi ellerimle öldüresim geliyor bazen, dayanamıyorum. öyle eziliyorum 16 kiloluk berkin’in altında. onun temiz yüreğinin, iyi niyetinin altında. o daha 15 yaşında… benim kardeşim yaşında… öldüğünü hala kabullenemiyorum. uzak akrabalar, çok yaşlı dedeler ölür ama kardeşler ölmez… kardeşler yaramazlık yapar, kardeşler top oynar, kardeşler sizi sinir eder. ama kardeşler ölmez…berkin de benim kardeşim artık, sonsuza kadar. babası benim babam, annesi benim annem. aynı acıyı paylaşıyorum, berkin’in 16 kiloluk yüreğini taşıyorum… 

birinin göğsüne yatıp orda hayatımın en mutlu ve huzurlu dakikalarını geçirmeyi, onun yanındayken kimseyle olmadığım kadar rahat olmayı özledim… sevildiğimi bilmeyi ve sevmeyi özledim… en önemlisi küçücük şeylerden mutlu olmayı özledim…


“Never love a wild thing, Mr. Bell,’ Holly advised him. ‘That was Doc’s mistake. He was always lugging home wild things. A hawk with a hurt wing. One time it was a full-grown bobcat with a broken leg. But you can’t give your heart to a wild thing: the more you do, the stronger they get. Until they’re strong enough to run into the woods. Or fly into a tree. Then a taller tree. Then the sky. That’s how you’ll end up, Mr. Bell. If you let yourself love a wild thing. You’ll end up looking at the sky.”

"Her zaman yaptığın hata da bu, vahşi şeyleri sevmek. Eve de her zaman vahşi şeyler getirirdin. Kanadı kırık bir şahin,… bacağı kırılmış vahşi bir kedi…  Hatırladın mı? Ama sana söylemek istediğim… Kalbini vahşi şeylere vermemelisin. Sen bunu yaptıkça onlar güçlenir. Bir ağaca yükselebilecek kadar güçlendikten sonra da… gökyüzüne doğru uçup gider." Holly
― Truman Capote, Breakfast at Tiffany’s and Three Stories

“Never love a wild thing, Mr. Bell,’ Holly advised him. ‘That was Doc’s mistake. He was always lugging home wild things. A hawk with a hurt wing. One time it was a full-grown bobcat with a broken leg. But you can’t give your heart to a wild thing: the more you do, the stronger they get. Until they’re strong enough to run into the woods. Or fly into a tree. Then a taller tree. Then the sky. That’s how you’ll end up, Mr. Bell. If you let yourself love a wild thing. You’ll end up looking at the sky.”

"Her zaman yaptığın hata da bu, vahşi şeyleri sevmek. Eve de her zaman vahşi şeyler getirirdin. Kanadı kırık bir şahin,… bacağı kırılmış vahşi bir kedi…  Hatırladın mı? Ama sana söylemek istediğim… Kalbini vahşi şeylere vermemelisin. Sen bunu yaptıkça onlar güçlenir. Bir ağaca yükselebilecek kadar güçlendikten sonra da… gökyüzüne doğru uçup gider." Holly


― Truman CapoteBreakfast at Tiffany’s and Three Stories

Anonymous asked: Sevgilinle uzak olduğunuz için mi ayrıldınız? Eğer öyleyse aynı durumdayiz yazdıklarını okuyunca ağlayasim geliyor :'(

fiziksel olarak uzaklık değil sadece… mesafeler bir yerden sonra insanları da birbirinden uzaklaştırmaya başlıyor. ama eğer siz bu durumu lehinize çevirebilirseniz, birlikte geçirdiğiniz zamanları kaliteli hale getirirseniz ve sorunlarınızı boşvermeyip çözebilirseniz bence altından kalkarsınız. o yüzden ağlama anonim, hala umut var :)

Anonymous asked: o değişmiş, ben soğumuş ve ikimiz uzaklaşmıştık. Yazıyo ya bi yerde. Gözlerim doku dolu şu an o anda ben varım. Sence napılırsa bu zaman yokedilebilir? Nası düzeltilebilir?!

bizim durumumuzda eğer o ankarada kendi dertleriyle uğraşmak zorunda olmayıp hayata karşı sertleşmeseydi, beraber uzun zamanlar geçirebilseydik ve birbirimizin yanında olup bütün dertlerimizi unutabilseydik düzelebilirdi bence… benim de gözlerim doldu bak şimdi, üzdün anonim, üzülme anonim.. :(

yaklaşık bir aydır geçen sene sevgililer gününde ne yaptığımı hatırlamaya çalışıyorum ve bir türlü tamamen hatırlayamadım. kötü bir hafızam var, evet, ama özel bir şey olsa mutlaka hatırlardım. sanırım o yine ankaradaydı ve istanbula gelememişti. şimdi takvime baktım da, perşembe gününe denk geliyormuş. kesin o yüzden yoktu ve ben sevgilimin olduğu tek sevgililer gününü yurtta tek başıma geçiriyordum… haftasonu buluştuğumuzu hatırlıyorum ve her ne kadar bütün sene sevgililer günü kapitalizmin uydurmasıdır gibi şeyler zırvalasa da bana fular/şal tarzı bir şey almıştı. bense sevgililer gününe o kadar laf ettiği için bir şey almamıştım, oysa kutlayabilirdik. zaten çok özel şeylere gerek yoktu. ufak, tatlı hediyeler, samimi bir ortam ve ikimiz yeterdik… ama sanırım işin büyüsü o zamana kadar çoktan kaçmıştı… o değişmiş, ben soğumuş ve ikimiz uzaklaşmıştık. aynı yerde bir kez daha buluştuğumuzu hatırlıyorum. bu sefer baya kavgalıydık, bana o yüzden hediye almıştı. bir kolye. çok sevmemiştim. barışma hediyeleri bana hiçbir zaman samimi gelmez, zaten barışmamıştık da. bir de doğum günümde orda buluşmuştuk. o gün değil ama devamı yine rezaletti… hatırlamak bile istemedim şimdi. 

sonuç olarak hayatında hiç çiçek almamış ben, bu sevgililer gününü de böylece atlattım.

dinleyin: My Brightest Diamond - Gone Away
Far away you’ve gone, and left me hereSo cold without you, so lonely dearMay June July I count the timeEvery minute I go takes the smell of your clothesFurther away'Cause you've gone awayWhere there isn’t a telephone wireStill I wait by the phoneYou don’t even write to say goodbyeGoodbyeI have saved every piece of paperLike grocery lists and note cardsTo do lists and race scoresSo just in case you change your mindAnd come back, I’ve kept everything safeWhile you’re gone awayWhere there isn’t a telephone wireStill I wait by the phoneYou don’t even write to say goodbyeGet me out get me offGet me out get me offOh this is a ride going nowhereBut somewhere that I despiseGoing nowhere to end up with a tearfulI don’t wanna go on with these pieces of paperThat you left behindThis is a ride going nowhereBut somewhere that I despiseGoing nowhere to end up with a tearfulI don’t wanna go on with these pieces of paperTo keep me company in my old ageWhile you’re gone awayWhere there isn’t a telephone wireStill I wait by the phoneWhy don’t you write to say goodbyeGoodbye

dinleyin: My Brightest Diamond - Gone Away

Far away you’ve gone, and left me here
So cold without you, so lonely dear
May June July I count the time
Every minute I go takes the smell of your clothes
Further away

'Cause you've gone away
Where there isn’t a telephone wire
Still I wait by the phone
You don’t even write to say goodbye
Goodbye

I have saved every piece of paper
Like grocery lists and note cards
To do lists and race scores
So just in case you change your mind
And come back, I’ve kept everything safe

While you’re gone away
Where there isn’t a telephone wire
Still I wait by the phone
You don’t even write to say goodbye

Get me out get me off
Get me out get me off
Oh this is a ride going nowhere
But somewhere that I despise
Going nowhere to end up with a tearful
I don’t wanna go on with these pieces of paper
That you left behind

This is a ride going nowhere
But somewhere that I despise
Going nowhere to end up with a tearful
I don’t wanna go on with these pieces of paper
To keep me company in my old age

While you’re gone away
Where there isn’t a telephone wire
Still I wait by the phone
Why don’t you write to say goodbye
Goodbye

kufurbazkontes asked: Bişey sorabilir miyim , "Çoklar tüketir" diye bi paragrafın altını cizmişsin ya hani hangi kitap acaba o?

ben de internetten bulmuştum o resmi, baya araştırdım falan ama bulamadım :/

Anonymous asked: ya ben seninle uzun uzun konuşmak istiyorum. anlattıkların öyle bana yakın ki. sana içimi açmayı öyle çok istiyorum ki. senin beni gerçek anlamda anlayabilecek biri olduğuna eminim.

ben burdayım. istediğin zaman yazabilirsin, anlatabilirsin :)


"6 ay önce kalman için yalvarıyordum. fakat kalmadın. eğer kalsaydın oysa, her şeyin zamanla iyiye gittiğini öğrenemeyecektim.
bazı günler seni ve güzel konuşmalarımızı özlüyorum. seni de hala seviyorum ama sanırım artık senden hoşlanmıyorum. oluyor. 
üzgünüm.”

üstüne söylenecek pek bir şey yok…

"6 ay önce kalman için yalvarıyordum. fakat kalmadın. eğer kalsaydın oysa, her şeyin zamanla iyiye gittiğini öğrenemeyecektim.

bazı günler seni ve güzel konuşmalarımızı özlüyorum. seni de hala seviyorum ama sanırım artık senden hoşlanmıyorum. oluyor. 

üzgünüm.”

üstüne söylenecek pek bir şey yok…