bazı yazılar

geçmişte kalanlar ve kalması gerekenler.

bitecek mi gerçekten?

bitecek mi gerçekten?

Kırılmış bir vazoydu salonun ortasında. Iki gündür kimse onu toplamaya yeltenmemişti. Üstelik odaya bile kimse girmemişti. Biri duygularından kaçıyordu besbelli. Kendi kırıklarını toplayıp devam etmeye cesaretsizdi.
Üçüncü gün bir kız girdi odaya, uzun uzun baktı kırık vazoya. Anlam vermeye çalıştı. Sonra bir kadeh içki alıp oturdu vazonun yanı başına. O da kendi kırıklarını düşündü. Şarkılar birbirini takip ederken biraz ağladı. Neden hayatı böyle paramparça olmuştu? Neden toplayanı yoktu? Cevabını bulamadı.
Ertesi gün yine geldi kız odaya. Bu sefer vazonun parçaları toplanmış, çöp kutusuna atılmıştı. Bir parçası daha çok üzüldü kızın. Bir parçası rahatladı. Kırık vazonun tozları hala yerde duruyordu. Birkaçı ayağına battı. Canı acımadı.
O akşam düşündü kız. Karar veremedi. Onun kırıklarını toplaması için o da bir başkaşının kırıklarını mı toplamalıydı? Yoksa herkes kendi kırıklarını topladıktan sonra mı beraber olabilirdi? Düşündü. Düşündü. Kırıklar göğsüne battı. Karar veremeden uykuya daldı.

geçer mi diyosunuz? bu acı da geçer mi sizce? kim verebilir bana bunun garantisini?

gelmeyecek kadar gururlu olduğunu bildiğin için sen gittin mi
son enerjini de onun için harcadın mı
ağladın mı
öldün mü

gelmeyecek kadar gururlu olduğunu bildiğin için sen gittin mi

son enerjini de onun için harcadın mı

ağladın mı

öldün mü

oğlum tüm kötü taraflarına rağmen sevmek istedim seni. arkandan konuşan herkese inat iki kat sevmek istedim. iyi bir insan olma, geçmişin bok gibi olsun. umrumda değildi. değil. benimle ol. benim ol. benimle iyi ol. ben iyileştiririm seni. bütün yaralarını sararım. her şeyi unuttururum. sadece benim ol amına koyim. daha kaç kez söyleyeceğim. sadece benim ol.

bugün dediğin gibi erkeksi. hatta erkeksiden çok babacan. baba gibi. güven kokuyorsun. yanındayken zarar göremezmişim gibi, halbuki en çok zararı senden görüyorum. sığınak gibi, sığınamadığım tek yer sensin.

bugün dediğin gibi erkeksi. hatta erkeksiden çok babacan. baba gibi. güven kokuyorsun. yanındayken zarar göremezmişim gibi, halbuki en çok zararı senden görüyorum. sığınak gibi, sığınamadığım tek yer sensin.

anlatıyorum anlatıyorum yine bitmiyor seni anlatma isteğim. kimse içimi rahatlatamıyor, dertleşmek işe yaramıyor. anlattıkça daha çok anlatasım geliyor. ben çözüm bulamıyorum, belki biri bulur, işe yarar bir şey söyler diye bekliyorum. ama yok. ne çözümü var. ne verilebilecek bir tavsiye. elim kolum bağlı bekliyorum. alış diye, aş diye. ama o kadar çok insan var ki. kötü. konuşan. çenelerini kapayamıyoruz. uzaklaşamıyoruz. gidemiyoruz. ne birbirimizin olabiliyoruz. ne birbirimizi bırakabiliyoruz. hayatla kalplerin arasına sıkıştık, bekliyoruz. debeleniyoruz. çıkamıyoruz. 

biriniz de demedi ki bu çocuktan bir sik olmaz.

yazarken durup kendi kendime deli aşk acısı çekiyorum lan, diyip yazmaya devam ettim az önce :D

artık son noktaya gelindiğinde surata yerleşen o buruk gülümseme.

bütün üzüntülerin, kavgaların, yaşananların, kırgınlıkların sonucunda oluşmuş o samimiyetsiz gülümseme.

söylenecek bir şey kalmadığından belki de. yapılabilecek her şey yapılmış, son enerjiler de harcanmış. ne kadar umut vaat etse de artık hevesler tükenmiş. herkes kendi köşesine çekilmiş.

o buruk gülümseme kalmış bir tek suratlarda. çekilen bütün acıların özeti olan o gülümseme. artık acı çekmeye hali kalmamış.